Fedailerin Kalesi Alamut - Vladımır Bartol "Kör İdeolojiler"


    Haşhaşi lafı dolaşıyordu bir aralar ortalıkta.Sıcak siyasetin odağında kıvranmıştı bu sözcük.O gün merak ettim aslında nedir bu haşhaşi muhabbeti diye.Sonra Hasan Sabbah ismini duydum.Kimdi bu yüzyıllar önce yaşamış ama ismini günümüze kadar ulaştırmış şahıs?İşte bu merakla Vladımır Bartol kaleminden çıkmış bu romanı okumaya karar verdim.

   Artık anlayacağınız üzere romanın konusu Hasan Sabbah ve onun haşhaşi denilen fedaileri.Neden haşhaşi denildiğine gelince.Hasan Sabbah Alamut kalesinde kendi cennetini oluşturmuştur.Bu mecazi değil gerçek.Cennet tasvirlerine bakarak Alamut bahçelerinde toplattığı güzel kızları huri gibi göstererek bunu yapmıştır.Bahçelerinde aynı cennet tasvirlerinde olduğu gibi nehirler,çeşit çeşit meyveler,uçsuz bucaksız güzel manzaralar vardır.Fedailerini bu sahte cennete göndererek "İşte bakın cennetin anahtarı bende ben peygamberim benim için koşulsuz savaşın" sözünü söylemiştir.Tabii fedaileri keşfettiği haşhaş bitkisinin etkisiyle o sahte cennete göndermiştir.Neyse olayı ayrıntısıyla merak edenler romanı okusun.Sürpriz olsun yani.

   Romanda, yukarıda anlattığımız olaylar kahramanlarımız İbni Tahir ve Halime üzerinden anlatılıyor.İbni Tahir olayların fedailer kısmını gösterirken,Halime ise sahte cennet hurileri kısmını gösteriyor.Açıkçası birçok sürpriz olay da okuyucuları bekliyor.Mesela ben İbni Tahir'in yaşadığı ikilemlere çok şaşırmıştım.Hele bu ikilemlerin sonunda İbni Tahir'i hiç beklemediğim bir yola sokması işi daha da ilginç kılmıştı.Romanda anlatılan olayların tarihle bağdaşması işi daha hoş hale getiriyor.

   Romanda bahsettiğim olaylar çerçevesinde gelişen birçok derin fikirlere de rastlayacaksınız.Felsefi yönü olan bu fikirler kafa karıştırıcı olarak düşünülse de aslında temelinde ciddi bir eleştiri düzeneği vardır.Özellikle İsmaili hareketinin felsefi yönü sizi belki oldukça şaşırtacak.Ama dediğim gibi anlatılmaya çalışılan fikirler yumağının en temelinde kör ideolojiler eleştirisi bulunmakla birlikte bir ciddi eleştiri düzeneği vardır.Bu romanı okuduktan sonra inandığınız ideolojiyi bir daha sorgulayacaksınız. 

   İsmaili lideri Hasan Sabbah'ı konu edinen bu romanın sayfa sayısı 512.Gözünüzü korkutmasın ama.Romandaki olaylara kendinizi öyle bir kaptıracaksınız ki bir süre sonra sayfaları hızlıca okumak için can atacaksınız.Bir kere gerçekten şimdiye kadar okuduğum tarihi romanlar arasında akıcılık bakımından en iyisi diyebilirim.Romanın kapağı ilgi çekici.Kağıt kalitesi ise gözü yormayan cinsten.


NEDEN OKUMALIYIM?

>Tarihe (Özellikle Selçuklu Tarihine) ilginiz varsa.

>İsmaililerin felsefi yönünü merak ediyorsanız.

>Haşhaşileri ve Hasan Sabbah'ı merak ediyorsanız.

>Sahte cennet nasıl yapıldı ve millet ona nasıl inandı merak ediyorsanız.

>Tarihteki ilk suikast timini merak ediyorsanız.

>İdeolojilere sıkı sıkıya bağlılık duyuyorsanız.

>Sonunu tahmin edemeyeceğiniz sürprizlerle dolu bir roman arıyorsanız.

>Bol sayfalı ama akıcı bir roman arıyorsanız.

>Okurken hem zihniniz hem gözleriniz yorulmasın istiyorsanız.

Bu romanı mutlaka okumalısınız...

Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkürler. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.
Paylaş Google Plus

Yazar Karasal Anten

Yaziyoruz blog 2015 yılından beri yayın hayatına devam etmektedir. Bu blogta film, dizi ve kitaplarla ilgili hoş ve bir o kadar eğlenceli yazılar bulabilirsiniz. Desteğiniz için teşekkür ederiz.
    Blogger ile Yorumla
    Facebook ile Yorumla

2 yorum:

  1. Bu kitaba ilk başladığımda açıkçası sıkılmıştım. Ama ısrarcı olup olayların geçtiği kısımlara geldiğimde gerçekten etkilenerek kısa sürede bitirmiştim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı durumu bende yaşadım. Hatta ilk okuduğumda bir süre bıraktım ama sonra tekrar elime aldığımda kendimi kaptırdım..

      Sil